BİR KUŞUN ANILARI

Ben bir kuşum, ömrü kafeste geçen bir kuş, daha doğrusu kafese kapatılan.
Sanıyorum bugün af çıktı ve kafesin kapısı açıldı. “İşte özgürsün” dedi bir ses “Haydi, özgürce yaşa.” Özgürlük zamanında verilmeliymiş. Daha yolun başında vermiştim ilk molamı.
Çıktığım yol anılarımla doluydu.Üzerlerine basmadan geçebileceğim yanları yoktu.Kimileri iyi, kimileri kötü de olsalar hiçbirini incitmek istemedim ayaklarımla.Uçarak geçmek istedim üzerlerinden, onlara dokunmadan.Başaramadım. Senelerdir kafeste kalmanın yükü vardı kanatlarımda ve parmaklıklara çarpmanın onarılmaz izleri.

Yola düşmüştü anılar bir kere..Ve..Ben bir kere üzerlerine düşmüştüm. Ne yapacağıma karar vermeden, veremeden, düşüncelerim kendimi hatırlayabildiğim ana kadar uzandı.
Bugün kapısından ilk kez çıktığım kafeste açmıştım gözlerimi dünyaya.
Kuşunuzu asla kafese kapatmayınız, altından da olsa sonuçta bir kafestir. Böyle yaparsanız eğer, kuşunuzun gerçekten sizi sevip sevmediğini asla öğrenemezsiniz.
Bir mahkum için cezaevinin duvarlarının altından ya da taştan olmasının bir farkı olabilir mi? “Yediği önünde, yemediği arkasında” düşüncesi rahatlatıyor sizi ve en iyisini yapmış olmanın gururunu yaşıyorsunuz.
Oysa ben...
Suçlu olduğunu bildiği halde bir mahkum bile kızmaz kendine, suçsuz gardiyanına kızdığı kadar.
Siz beni dünyaya gelmek suçundan mahkum ediyorsunuz, hem de müebbet olarak.
Sevmek ya da korumak gibi yüce duygular adına yapıyorsunuz bunu.
Ya siz farkında olmadan o özgürce uçamadığınız orman aynasının ruhunuza yansıttığı acı görüntülerin bilinçsizce intikamını alıyor ya da özgürce dolaşmanızın size yaşattığı vahşi bir saldırıya hedef olmamam için çırpınıyorsunuz.
Oysa hayat tümüyle doğaldır. İnsan eliyle güzelleştirilmiş yanları olduğu gibi vahşi kalmış yanları da olacaktır. Beni kafese kapatarak olayların akışını değiştiremezsiniz. Beni de yanınıza alarak iyilikleri, kötülükleri öğretebilirdiniz pekâla.
Yaşam her unsurun bir zıddını davet ediyor. Çirkinlikler olmasaydı güzelliklerin ne anlamı olurdu ki. Hele şu iyilikler, ah şu iyilikler yok mu hep karşılığını bekliyor. İyiliğin en büyüğü sevgidir, öyle değil mi? Sevgisi karşısında sitem etmeyen birine rastladınız mı hiç ya da bıraktınız mı, kendiliğinden sevgisini sunsun size. Siteminizden çekinip sizi arıyorsa, onu çoktan altın kafese kapatmışsınız. Sizi gerçek bir sevgiyle sevip sevmediğini asla öğrenemeyeceksiniz.

Nankör bir kuş olmadığımı da ifade etmeliyim bu arada.
Sahibimin sunduğu yemler de her kuşun nasibi değildi hani. Belki de ormanda yaşayan kuşlar benim kadar güvende uyuyamıyor ve belki de çürükçül artıklarla besleniyorlardı, onların da benim tahtımda gözleri vardı belki, benim de onların özgürlüğünde.
Belli ki iki cihan bir kuşa verilmiyordu. Sahibim de sahip olabildiği tüm imkânları bana sunabilmenin rahatlığındaydı.
Bense ruhumu beslemesini bekliyor, kendinde olmayanı bana vermesinin imkânsızlığını o “Kuş beynimle” düşünemiyordum.

Ha, sırası gelmişken, insanlar kuşların aklını beğenmezler ve onlardan asla akıl almazlar ve de birbirlerine “Kuş beyinli” derler hakaret edecekleri zaman.
Oysa bir kuş beyni taşısaydı insanlar, kafese kapatılmanın acısını anlayabilirlerdi, hiç olmazsa bir kuş kadar.
Siz o kafeslerde başı ezilen kuşlardınız bir zamanlar. Neden kafesin kapısını açmak gelmiyor aklınıza ve neden bir kuşun özgürce kanat çırpmasını dünyanıza.
Siz insanlar, kendi dünyanızı yaşamakla kendi bencilliklerinizi tatmin ediyorsunuz.
Kafesi hazırlayın ama asla kapısını kapatmayın, gün boyunca bir kuş gibi yaşayıp o kafese dönüyorsam “Sizi Seviyorum” demektir.
Kafesi kilitli tuttuğunuz sürece bilin ki içerisinde ben yokum, gördüğünüz sadece tüylerim ve yorgun kanatlarımdır.. Beynim ormanda özgürce dolaşıyor ve özgürce uçuyor,hem de sizi yanında taşımanın ağırlığı ve acısıyla.

İşte özgürlük.Haydi uç.Heyhat!..
Kanatlarımda, kazısam da çıkaramayacağım dövmeden daha derin parmaklık izleri, sırtımda özgürlüğün sarhoşluğuyla terkedilmiş bir kafes ve içinde esaret dolu anılar.
İşte uçamayacağım kadar bir yük ve işte özgür orman...
Artık gidebileceğim ne bir yolum ne de uçabileceğim bir ormanım var.Ve...
Kuşları Kafese Kapatanlar...
Anlıyorum ki, sizin dünyanız bile olamaz bir kuş kafesi kadar ve Siz İnsanlar..
Sizin için bir kuş sadece kafeste var...

Zehra Birsen YAMAK